ikonannem

ah benim canım annem, stili hep ikon annem

2 notes

aslı’nın annesi: esin

kısa bir aradan sonra ‘filinta’ gibi bir ikonanneyle dönüyorum. uzun süredir fotoğrafların cepte beklediği güzel gözlü bir annemiz var bu kez. 

sadece kendi güzel gözlü değil tabii. başarılı işlere imza atan kızı da aynı güzel gözlere sahip. haliyle insan düşünmeden edemiyor: “bu ikili aynı ofiste bir araya gelince, elbette sıkı işlere imza atılır.”

diyorum sana, hiçbir şey tesadüf değil!

birkaç email trafiğinin ardından gelen açıklamaları, her zaman olduğu gibi yine çok fazla noktasına virgülüne karışmadan aktarıyorum.

ak bakalım aşağıya doğru.

esin teyze email’e şöyle başlamış:

epey bir süre resimleri karıştırdım. çok komik, ama bana çok da eskilermiş gibi gelmedi. sonra da dalıp gitmişim her birine. insan kendini çok eskilerde kalmış hissetmiyor diye düşünsem de, “haha sen öyle san o zaman! niye daldın bu kadar madem?” dedim kendi kendime. zaman çarçabuk geçiyor hakikaten.

image

evet küçüklükten başlıyoruz :) “anaokulunda dillere destan bir defileye çıkmıştım” diyor esin teyze.

adana standartlarının dışında, sarışın ve mavi gözlü olduğum için her gösteride ya da resmi geçitte başrollerde beni seçerlerdi.

image

bu defileler de o zamanlar annemin gönüllü olarak çalıştığı yardım severler cemiyeti ve türk anneler derneği içindi.

image

"ilkokulda podyumlarda profesyonel bir mankendim artık" diye eklemiş.

image

adana’daki incirlik üssü’nden dolayı amerikan pazarı avantajımız vardı. evlenmeden önce bütün harçlığımı oraya yatırırdım. orijinal converse’ler, levis’lar, wrangler spor kıyafetlerim vardı. tenis raketlerine, şampuanlara ve özellikle m&m draje çikolatalara sahip olma lüksümüz vardı o dönem.

image

bu arada çok sporcu bir yönüm vardı. ortaokul ve lise yıllarımda basketbol takımının koçuydum. o yüzden converse’lerin her rengi mevcuttu.

image

kıvırcık saçlarıyla tam bir woodstock kızı gibi çıkmamış mı? foto çok net değil, ama boynunda ismi yazılı kolyesine de dikkat lütfen. “paçaları özellikle çizgili yapardık” diyor

image

aslında giyim kuşam için hiçbir zaman kalıplaşmış sınırlar içinde kalmadım. her zaman enerjik ve renkli giyinmeyi tercih ettim. mesela siyah çok asil bır renk olmasına rağmen dolabımda yok denecek kadar azdır.

image

bu fotoğrafa çok da bir şey yazmaya gerek yok diye düşündüm. siyah beyaz olmasına rağmen gözlerinin güzelliği ortada, değil mi?

image

 ve düğün günü…

gelinliğimin model seçiminde her iki anne de kriz halindeydi. “bu ne böyle gecelik gibi! öyle gelinlik mi olur?” deyip duruyorlardı. tabii onlarin hayali kabarık, işli, nakışlıydı. epey direttiler, ama gelin ben olduğum için galip gelen de elbette ben oldum :)

image

80’li yıllarda adana’da yaşarken çok sosyal bir hayatım vardı. balolar, davetler, gazinolar… ben bunların her biri için kıyafet ve kuaför derdine düşerdim tabii. hatta neredeyse kebapçıya giderken bile kıyafet alınırdı. :)

bu konuda aslı’nın da eklediği bir not oldu tabii.

annemin kuaförde uzun saatler geçirdiğini hatırlıyorum. adana’da sosyete kuaförde buluşurdu heralde. ben pek bilmiyorum bu kültürü :)

image

sağ üstte fotoğrafa düşülen not. yıl 1984.

genelde dikim için kıbrıs’a kumaş almaya giderdik. çok iyi bır terzimiz vardı, iclal abla. tüm adana’nın kahrını ve parasını o çekerdi. italya’dan hazır kıyafetler de getirirdi.

image

benim de annemden bildiğim kadarıyla, adanalılar bu zamanlardan önce de beyrut’a giderlermiş alışverişe. onlar tabii daha da hızlı ve entelektüel yaşarlarmış. neredeyse her hafta bir balo olurmuş. mutlaka tuvalet giyilirmiş.

image

her ikonannede olduğu gibi esin teyze’den de bir favori karem var. beni tanıyanlar tahmin edecektir ki, bunu seçtim.

image

adana’da o zamanlar mahir mağazası vardı. vakko ürünlerini sadece orada bulabilirdik. palto ve diğer ipekli elbiseler için ziyaret edilirdi.

image

derimod mağazasını hatırlıyorum bir de. deri çanta, ayakkabı, ceketler, çizmeler alırdık. kış sezonu için de istanbul’a gidilirdi mutlaka. bu arada kocalara da takım elbiseler alınıp dönülürdü. 

aslı da şöyle bir notu ekliyor:

annem dünyada gördüğüm en güzel kadındı hep. kıyafet merakı benden çoktu mesela, halen de öyle! babamla beraber hemen her akşam giyinip süslenip dışarı çıktıklarını hatırlıyorum. akşamları çıkarken de oyun olsun diye babamın ayakkabılarını parlatır, bahşiş alırdık. annemse o kadar mükemmel olurdu ki, ona sadece hayran hayran bakardık.

image

bu karedeki de aslı. modaya olan ilgisini kimden aldığı belli. bugün bambaşka bir stili olduğu da aşikar. (ona birazdan örneklerle değiniyor olucam)

image

esin teyze şöyle net bir şekilde özetlemiş aslı’yı da:

aslı tasarım hayatına ilk kez 2-3 yaşlarında kendisinin ve erkek kardeşinin saçlarının önünü keserek başladı. :) daha sonra şebnem kağıt bebekleri keserek devam etti. şimdi de tutabilene aşkolsun.

image

bu kısa aradan sonra geri dönelim esin teyze’ye:

ayakkabı için goya mağazasını hatırlıyorum. çanta ve ayakkabıyı da ona özel yaptırırdım genelde. kıbrıs’tan aldığım orijinal yılan derisi ile yapılırdı. :( bugünkü gibi bilinçli değildik tabii o dönem.

image

bir de ne hikmetse herkes saçını boyatır ve sarışın olurdu. ben de doğuştan sarışın olduğum için nefret ederdim adanalı esmer hanımların sarışın olmasından ve bir süre saçlarımı kahve tonlarında boyattım.

image

uzun ve kırmızı tırnaklarım vardı ;(( şimdi ise uzamasına fırsat bile vermiyorum. ve tabiii kırmızı ruj da vazgeçilmezimdi o yıllarda…

image

aslı’nın bir başka dipnotuyla dvam ediyorum.

halen annemin olan kıyafetlerini giyiyorum. mesela geçen gün vakko’nun 75. yıl davetine annemin 80’li yıllardan kalma bir elbisesiyle katıldım. aslında annem gömlek olarak almış ama ben elbise olarak giydim. vakko ailesi, eski logosunu ve etiketini üzerimde görünce çok duygulandı tabii.

image

o bunu yazınca, aklıma bahar'ın davet sırasında bu fotoğrafı instagram'dan paylaştığını hatırladım. bir görsel desteği fena olmaz diye düşündüm.

aslında aslı hep annesinin izinden gitmiş. nasıl mı? uzun yıllar ‘küçük gelin’ olmayı seçerek…

image

bütün çocukluğum boyunca annem tarafından gelinlik giydirildim. (bu cümle orijinalinde bir sürü ünlem barındırıyordu aslında.) okuma bayramındaki gelinlikli tek kız bendim. ilkokul mezuniyetimde, ortaokul mezuniyetimde, amcamların düğününde…

image

mavi, beyaz, pembe her renk gelinliğim vardı. ve tabii çeşit çeşit çiçeklerden özel olarak hazırlanmış taçlarım. maskeli balo olurdu mesela. herkes kedi olmuş, panda olmuş. ben?! yine gelin olmuşum.

image

aslı’nın email’i şöyle bir subject ile geldi: “bu ortaokul işte. ayıp artık ya!”

neden dedim ya, neden? artık liseye geçtiğimde gelinlikli kızlara falan bakamıyordum. benim için modası geçmiş bir durum, hatta fobi haline gelmişti. tabii annemde de ufak bir korku oluştu. “eyvah bu kız bir daha gelinlik giymeyecek” diye! korkusunu yenebilmiş değil halen. ben de ağırdan alıyorum durumu :)

ben gelinlikli fotoların hepsini büyük bir zevkle görmek isterdim, ama durum anlaşıldı.

sözü daha da uzatmadan, son karemiz aslı’nın instagram'ından gelsin. esin teyzenin yoğun çalıştığı anlarından biri… ama gözler (hani o ilk karede paylaştığım) anaokulunda podyuma çıkan çocuğun gözleriyle aynı enerjiye sahip.

image

işte böyle! esin teyze ile bir dönemin adana’sına da uzandık. bir sonraki ikonannemiz yine sürpriz bir isim. merakla beklersin diye ümit ediyorum.

söz! arayı çok açmam bu kez.

sen de açma. içinden geliyorsa yolla annenin fotolarını; koyalım.

Filed under adana amerikan pazarı incirlik üssü vakko mahir mağazası istanbul beyrut goya kıbrıs 1984 derimod converse wrangler levis

2 notes

aylin’in annesi: füsun

sevgili füsun abla,

seninle hiç tanışma fırsatımız olmadı. lakin bugün bu yazıyı yazmak üzere bazı notları ve sen aramızdan ayrıldıktan sonra hakkında söylenenleri okudukça tanışmış olabilmeyi inan ki çok çok daha fazla istedim.

bugüne dek bize kazandırdıklarının sadece aylin ve selin’den ibaret olmadığının farkındaydım elbette, ama gazetelerde, dergilerde, anma törenlerinde ve hastane defterindeki sevgi ve övgü dolu sözlere göz gezdirince çok daha iyi anladım.

image

amacım edebi bir metin çıkarmak değil. senin ne kadar mücadeleci, kararlı, başarılı ve önder ruhlu olduğunu anlatmaksa hiç haddime düşmez. ne yalan söyleyeyim, bugüne dek yazıya başlarken en zorlandığım ikonannelerden biri oldun. sayfalar dolusu okuduğum metinler ve aylin’in notlarının çizdiği rota eşliğinde elimden geldiğince o defterlerde olduğu gibi ‘sana hitaben’ bir şeyler yazmak istedim.

image

okuduğum bir yazıda, 1970 yılında mezun olduğun hacettepe üniversitesi tıp fakültesi’nin mezuniyet yıllığında senin için şöyle yazıyor: “etiyolojisi aydınlanmamış diyabet vakalarından biridir. tatlılığının doğuştan mı, yoksa sonradan mı olduğu tıp çevrelerince sık tartışılan bir konudur. annesinden gülerek ve konuşarak doğduğu, içine girdiği toplulukların bu vakanın etkisiyle gülmeye başladıkları bilinir. neşeli olmanın ömrü uzattığına olan inancı yüzünden, ömrünü uzatmak için ancak mutlu bir azınlığın uygulayabildiği bu eski tedavi metodunu kullanır…”

bazı fotoğraflarına bakınca bu mesaj çok daha yerini buluyor.

image

kronolojine bakıp hayranlık duymamak işten değil. sadece insanlığa katkı sağlayan bir doktor olmakla kalmayıp, sağlık politikalarına yön veren başarılı bir önder de olmuşsun.

image

71-76 yıllarında abd’de anesteziyoloji uzmanlık eğitimi almış, 77-82 arasında hacettepe üniversitesi tıp fakültesi göz hastalıkları uzmanlık eğitimi ve çalışmasını tamamlamışsın. 86’da ingiltere’den toplum göz sağlığı sertifikanı alıp 87’den 96’ya kadar sağlık bakanlığı’nda uzman ve tedavi hizmetleri genel müdür yardımcılığı yapmışsın. 1996’dan 2006’ya kadar olan dönemde türk tabipleri birliği merkez konseyi başkanlığı görevinde ise önemli başarılara imza atmışsın.

bunlara yazmakla bitmeyecek eylemlerini ve saymakla bitmeyecek iyileşmiş hastalarını da eklemek lazım.

image

'aylin'in annesi' kimliğin için peşine düşeli beri çok zaman aktı geçti. dediğim gibi, aylin'in ankara ve arsuz'a sayısız seyahatleri ve anneannesiyle birlikte derledikleri notlar yol haritamızı çıkardı.

image

şimdi gelen fotoğraflara bakıyorum da, tüm bu başarılara imza atarken bir de nevi şahsına münhasır detaylarınla bir füsun sayek stili de yaratmışsın.

bu arada itiraf etmem gerek, bu karelerde bana serseri aşıklar'daki jean seberg'i anımsattığın da bir gerçek.

image

hakkında yazılan bir diğer yazıda rastladığım şu notta kendi renkli stilini çok iyi özetlemişsin:

füsun sayek, neden pembe çerçeveli gözlük kullandığını, “türkiye’ye ve geleceğine umutla bakmak için..” sözleriyle açıklamıştı.

image

aylin’le yüz yüze yaptığım görüşmede senin için “hep ciddi görevleri vardı ama tarzı hiç değişmedi” dedi ve ekledi:

aksesuarları çok fazla ve renkliydi. süslemeyi seven biriydi. broş ve çiçek hep görebilirdin yakasında. çiçekleri tutturmak için kullanırdı broşlarını. kullanmadığı zamanlarda da broşları perdelerin üstüne asardı.

image

bu karedeki bej süet trençkotu kızılay’daki arıkol’dan almış. gençken çoğunlukla anneannem müberra dikermiş kıyafetlerini. sümerbank’tan kumaş alır, burda dergisine bakarak patron çıkarırmış serap teyzemle annem için. “tak diye otururdu kızlarıma” diyor anneannem.

image

bu karede anneannem ve ali dedem annemleri amerika’ya yolcu ediyorlar. beyaz tayyör içindeki annem ablama hamileymiş.


image

ankara kızılay’daki vakko’dan çok alışveriş yapardı. hatırlıyorum, her haftasonu giderdik. dost kitabevi’nin yanındaki park bravo’ya bakardık. muayenehanesi üstünde olduğu için tüzün mağazasına da mutlaka bakardı.

image

kuaförune düşkündü. ankara’da tunalı’da red&white ve bekir’e giderdi hep. saçlarını hiç uzun hatırlamıyorum. alnındaki çıkıntısını kamufle etmek için hep kahkul kestirirdi. akıllı insanların çıkıntısı olur :)

image

ve elbette gelinliğin… kısa saçın gelinliğe en çok yakıştığı fotoğraflardan birine sahipsin sanıyorum.

image

annemin bir sürü desenli eşarbı vardı. gittiğimde hep yürütüyorum. benim de koleksiyonerlik takıntım ondan geçmiş. her gittiği yerden mutlaka bir şeyler alırdı. gözlüklerinin bile koleksiyonu vardı. yakın gözlükleri rengarenkti ve onlara zincirler takardı.

image

sağlık hizmetlerinden dolayı güneydoğu’ya sık sık gider ve süper renkli kumaşlar alıp saklardı. “bir gün bir şeyler dikilsin” derdi. anneannemin dikiş nosyonundan gelen bir alışkanlık sanırım. o da çünkü dışarıdan hiçbir şey almazdı.

image

70’lerde giydiği bazı kıyafetler bende. mesela halen giydiklerim arasında siyah yuvarlak güneş gözlüğü, yeşil süet etek-ceket takımı, artık mayo üstüne giydiğim rengarenk çiçekli gömlek ve altın pullu, beyaz deri bir clutch var mesela. en sevdiğim parça o. üniversite zamanlarımda da ona ait şeyleri giymişliğim vardı.

image

hiçbir zaman giyme demedi. hep destekledi beni ve “giy kızım” derdi. mesela mezuniyet balom için de annemle seçmiştik kıyafetimi. severdi güzel gözükmeyi.

image

annemin çok güzel yüzükleri vardı. eskiden tabii daha çok takı takarmış. ama doktorlar işleri gereği çok yüzük takmadığı için o da bıraktı.

image

bu fotoğraf amerika’dayken çekilmiş. o dönemde giyinip süslenip mektupla yollarmış böyle fotoğrafları. kürkleri nereden kimden bulduğu belli  değil. ama arkasına “biraz fazla artist gibi. kusura bakmayın” yazacak kadar da mutevazı.

image

okyanusta kum tanesi, ama şu an her neredeysen benim yazım da umarım sana ulaşır. fani dünya hepimiz için. ne mutlu sana ki geride kalanlara sağlıkla dolu, ölümsüz anılar bırakmışsın.

nur içinde yat.

bu arada tam vakti gelmişken bir dipnot: füsun ablayı anmak amacıyla iskenderun’un arsuz yöresinde her yıl düzenlenen füsun sayek sağlık ve kültür etkinlikleri’nin sekizincisi, bu yıl 1-31 ağustos tarihleri arasında arsuz iskender sayek evi’nde gerçekleşecek. detaylar için tıkla.

Filed under ankara kızılay vakko park bravo 1970 hacettepe 1986 1977 1996 türk tabipleri birliği abd sümerbank burda tüzün vakko eşarp jean seberg arıkol

1 note

seçkin’in annesi: nemika

geçenlerde sevdiğim bir arkadaşımdan bir mesaj geldi, facebook üzerinden. genç yaşına rağmen hem türkiye’de hem itaya’da sıkı başarılara imza atan yiğit, bana yengesi seçkin’den ve onun annesinden bahsediyordu.

hiç vakit kaybetmeden irtibatları kurduk, görselleri aldık. akabinde resimaltı metinleri de ulaştı. bu arada belirtmem lazım, benim çabamın ötesinde ‘ikonanne’lerin artık gelip beni bulması da ayrı bir mutluluk tabii.

daha önce de noktasına virgülüne çok müdahale etmediğim yazılar oldu. okudun, biliyorsun. fakat bu kez başka bir şey vardı yazıda. belki bilerek belki farkında olmadan duygu yüklü bir mektup gelmişti. ben de aynen bırakmak istedim bu metni. 

ismi özeldi annemin; ‘aşk mektubu’ demekmiş. ilginç değil mi?

yıl 1932, yer malatya. doğumdan sonra dedesi kucağına alıp önce kulağına ezan okuyor ve ardından üç kez “senin adın nemika” diyor. bu hikayeyi çocukluğumdan beri cok severim. ne tatlı anlatırdı annem. gözleri ışıldar, dudağı gururdan kıvrılırdı zevkle.

ailenin üçüncü çocuğu, ikinci kızı olarak dünyaya gelmiş. sonbahar bebeği. annesi güzelliğiyle dillere destan alımlı bir kadın, babası ise bir ağanın şehirde yaşayan ileri görüşlü oğlu; eskilerin deyimiyle dağ gibi bir adam. beyaz tenli, ela gözlü yakışıklı bir adam ve ticaretle uğraşıyor. istanbul’dan mal getirip satıyor; kumaşlar, ipekler, şallar, aksesuarlar… mutlu, huzurlu, sakin ve refah bir hayatları var.

annem nemika, sonradan aileye eklenen kız kardeşi ve ablası ile, ailenin bir dediği iki edilmeyen kızlarından biri.

image

her zaman gülümseyen yüzüyle annem kız meslek lisesini, yani enstitüyü bitiriyor. aile modern görüşlü. okumanın değerinin farkında ve bu genç cumhuriyetin eğitimle hızla yol alacağının bilincinde.

image

annemin okul yıllarından bir kare. sene 1948.

image

enstitüde nakış, dikiş, moda, yemek yapımı ve sunumu, sofra ve tanzimi, çamaşır ve ev işleri gibi dersler veriliyor.

image

eğitmenlerin çoğu istanbul ve ankara’dan tayinle geliyor.

image

eğitmenlerin arasında dikiş dersine giren rum asıllı matmazel nikalorus da var.

annem gençlik zamanlarında uygun ve özenli giyinmeyi seviyor. okuldan öğrendiklerini ilk kendi üzerinde, sonra kardeşlerinin üzerinde uyguluyor. aslında giyim tarzıyla zamanın ötesinde bir anlayışı var. çevreye örnek teşkil ediyor. ismet inönü’nün önerisiyle chp’den politikaya atılan ve 26 yaşında o zamanlar türkiye’sinin en genç belediye başkanı seçilen ağabeyi nurettin akyurt da kardeşlerinin eğitimleri ve yaşamları ile malatyalı genç kızlara rol modeli olmasından hoşnut.

annem modayı genç kızlığından beri takip etmekle kalmayıp, hiçbir şeyi moda olduğu için giymiş bir kadın değildi. hayatının her döneminde moda olan şeyleri kendisine yakıştırarak giyerdi. malum o yıllarda hazır giyim yok. bu nedenle dikişler çok daha özenli. genç kızlığı yıllarında hem şehrin terzilerine diktirir hem de okulda hocalarıyla beraber dikerlermiş.

istanbul’dan babalarına sipariş ettikleri kumaşlar gelince üç kız kardeş, sonradan aralarına katılan ağabeylerinin eşiyle dört genç hanım kumaşları seçer, uygun modeller çizer, kalıplar çıkarırmış. büyük bir çaba sonucunda ortaya el emeği göz nuru kıyafetler çıkarmış. sonra bu kıyafetlere uygun aksesuarlara sıra gelirmiş. şapka devriminden sonra çok popüler bir aksesuar olan çeşitli modellerdeki şapkalardan en uygunu seçilirmiş. kıyafetleri elbette eldivenler tamamlıyor. sıra ayakkabılara geldiğinde belediye başkanı olan ağabeyleri  devreye girermiş. şehrin en zengin ayakkabı çeşidini bulunduran kundaracıdan kutu kutu ayakkabılar getirtilip kızların önüne serilir, onlar da büyük bir keyifle en uygun ayakkabıları seçermiş. masallardaki gibi değil mi?

image

annem, babamla nişanlanmadan önce ikisi de bir başkasıyla sözlüymüş. ama birbirlerini tanıyınca hayat onlara birlikte bir kader çizmiş.

yukarıdaki fotoğraf annemin nişanından. kızkardeşleri, yengesi ve kuzenleriyle… babam böylesine zarif bir aileden gönlünün sultanını aldığı için çok mutlu.

derken babam kore savaşı’na katılıyor ve kavuşmaları biraz zaman alıyor.

image

24 Eylül 1954. nikah fotoğrafları. o dönemin adeti üzerine nikah, düğünden birkaç gün önce kıyılıyor. annemin nikah döpiyesi ve dantelli şapkası onun çizimi doğrultusunda dikiliyor. eldivenlerini, sivri burunlu ayakkabılarını, kolundaki zarif çantasını büyük bir özenle kendisi seçiyor.

image

26 Eylül 1954, pazar günü düğünleri yapılıyor. gelinliği enstitü’de hocaları tarafından özel dikiliyor. elindeki çiçeği ve duvağı matmazel nikalorus’un emeği. bu hazırlıklarda o dönemin meşhur terzilerinden menşure hanım’ın da emeği olduğunu sanıyorum.

image

12 Mart 1955. annem (önde solda) ve babam evlenip babamın tayiniyle istanbul’a gidiyorlar. yukarıdaki bu fotoğraf ağabeyi, yengesi, yeğeni ve kızkardeşi istanbul’a onları ziyarete geldiklerinde çekilmiş.

image

annem ve babamın istanbul’daki evlerinin bahçesinden bir haftasonu keyfi.

image

1955, istanbul. annem ve babam teyzemle birlikte.

zaman zaman bize genç kızlık anılarını anlatırdı annem. “biz komşularımızı müslüman ya da gayrimüslim diye ayırmazdık” derdi. ismini maalesef hatırlıyamadığım ermeni bir komşuları ve annemlere yaşıt çocukları varmış. paskalya zamanı yumurtaları boyayıp annemlere de getirirlermiş. özel bir çörek pişirip yerlermiş hep beraber. “onlar bizim bayramlarımızı, biz de onların bayramlarını kutlardık. beraber pikniğe giderdik. kızların gelin hamamlarını beraber yapardık. meyve sepetleri ve içecekler hazırlanır hamama gidilirdi” derdi. hamamda bir yandan yer içer bir yandan çalar söylerlermiş. bu ermeni komşularıyla zaman içinde teması kaybetmişler. annem “kimi amerika’ya kimi fransa’ya kaçtı” derdi; 6-7 eylül 1955’te azınlıklara karşı yapılan hareketleri hep üzüntüyle hatırladı.

image

1958, istanbul. annem ve geleceğin sefiriolan ağabeyim. annemin üzerindeki elbisenin tasarımı ve dikimi kendisine ait.

annemin bu kadar nezih ve zevkli giyiminde babamın her zaman rolü olduğunu görerek büyüdüm. babam bir subay olarak birçok yurtdışı görevinde bulundu ve her dönüşünde anneme mutlaka o ülkenin en kaliteli kumaşlarından, aksesuarlarından getirirdi. hatta annemin yılan derisi özel yapım ayakkabılarının derisini bile getirdiğini hatırlarım. şöyle bir anı geldi aklıma: babam gene bir yurtdışı görevden dönerken anneme ilk kürkünü getirir. annemin giyinmesine yardımcı olmak için kürkü tutar ve kulağına fısıldar, “cebine baksana”. annem elini cebine sokar. trabzon işi altın bir telkari bileziktir bulduğu. kilit yerinde ise (babamın fikri olarak) ikisinin de baş harflerinin işlendiğini görür; gözleri dolar. aradan yıllar geçti. babam anneme birçok hediyeler verdi. bunlardan biri de gene çizimini babamın yaptığı pırlanta setti. gerdanlığın, küpelerin ve yüzüğün çizimi hep babama aitti, ama eminim ki annemin gönlündeki trabzon telkarisi altın bileziğin yeri hep ayrı oldu.

image

30 Ağustos 1961. şark görev yılları. annem ve babam ağrı’da cumhuriyet balosu’nda.

annem, babamın görevi nedeniyle yurtdışında da yurtiçinde de çok gezdi. birçok şehirde farklı evleri oldu. özellikle şark hizmetini yaparken, yaşadıkları zor yaşam şartlarını hep anlatırlardı. suyun, elektriğin, yolun olmadığı; geceleri kurtların indiği; gecede sadece iki saat jenaratörle elektrik verildiği lojman denen barakalarda yaşamışlar. ama o günleri bile anlatırken hep güzel yanlarını da özellikle anlatırlardı. subay eşleri civar köyleri dolaşır, kadınları doğum kontrol, çocuk bakımı ve eğitimi konusunda eğitirlermiş. annem arkadaşlarını da bir araya toplar onlara dikiş dikmeyi, patron çıkarmayı, prova yapmayı öğretirmiş. böylece o mahrumiyet bölgesi denen yerlerde bile annem bir fark yaratmış. çocuklarının sadece kazağını, atkısını örmekle kalmamış, paltosunu bile dikmiş. dikmek isteyenlere yardım etmiş.

image

derken zor günler bitip tayin batıya çıkmış.

image

1970’li yıllar annem ve babam sülalecek gidilen bir piknikte.

babam annemin zarif zevkini her zaman desteklemişti. napoli’ye görevli gittiğinde anneme aldığı triko takımı hatırlarım. zamanın modası, maksi etek-kısa ceketten oluşan döpiyes ve içine giyilen mini şortu. “bacakların çok düzgün. sana mini yakışıyor” derdi babam. bu kıyafetin içinde bayılırdım anneme. maksi eteğin düğmelerini şort hizasının biraz üzerinde açık bırakırdı.

image

ankara yıllarında kızılay’daki terzi şahap’ın atölyesinde diktirirdi kıyafetlerini. zamanın iyi hazır giyim mağazalarından abc, vakko ve beymen; trikoda karaca, ayakkabıcı da 101 çeşit ve sonrasında emel, erol; kumaşçı ayhan ve sonraki yıllarda önel; 80’lerde gaziosmanpaşa’daki güler konuk modaevi annemin tercihlerindendi. takılarını candan kuyumcu’daki ismet bey’e özel yaptırırdı.

image

yıl 1974. dedemin evinde bir bayram yemeğinden sonra çekilen aile fotoğrafımız. bu mutlu kareden ne yazık ki geriye sadece ağabeyim ve ben kaldık.

babam emekli olunca bir aya yakın uzakdoğu’yu gezdiler. onlarca özel objeler ve kıyafetlerle döndüler. ikisi de paylaşmayı severdi. hediyelerle herkesi mutlu ettiler. onların mahallede yürüyüşünü arkadaşlarım “ne kadar birbirlerine yakışıyorlar. mağrur bir yürüyüşleri var” diye anlatırlardı.

bu arada nükhet duru’nun da bizim ailede ayrı bir anısı vardır. anlatayım. henüz gencim. anne ve babamın özel bir günü… kolalı beyaz masa örtüsü üzerinde ince porselen yemek takımları, gümüş servis takımları, kristal bardaklar ve nefis yemekler eşliğinde hoş bir aile yemeği yiyoruz. şerefe yapmak için şarap kadehi kaldırılmak üzereyken fonda nükhet duru’nun parçası derinden geliyor. babamın gözü televizyondaki nükhet duru’ya kayıyor. annemin yüz ifadesi bir anda değişiyor. kadehi babamla tokuşturması gerekirken hiddetle vururcasına masaya indiriyor. kristal kadeh tuzla buz oluyor. bembeyaz masa örtüsü kırmızıya dönüşüyor. ben şimdi ne olucak diye gergin beklerken babam gülmeye başlıyor. annem iyice kızıyor, babamsa kahkahalar atıyor. o günden sonra babam anneme hep takılırdı, ama annem melankoli’yi dinlemekten de hep keyif alırdı.

image

babam öldüğünde annem daha 55 yaşındaydı. koluna girip büyük gurur ve mutlulukla yürüdüğü adamı kaybetmişti. babamın yokluğunda annemin yaşam kaynağı biz çocukları olduk. annem hiçbir zaman kendi özsaygısını kaybetmedi. yasını bile içinde yaşadı.

gazeteleri okumaya hep ölüm ilanından başlardı. sanırım bu da babamı kaybettikten sonra onda gelişen bir alışkanlıktı.

doğdukları şehir malatya’da 1992 yılında çok sevdiği eşinin adına bir ilköğretim okulu yaptırdı. bu yukarıdaki kare açılıştan. annem zamanın valisi saffet arıkan bedük’ten şiltini alırken çekilmiş. daha sonra cumhurbaşkanı süleyman demirel’in hayırseverler adına verdiği cumhurbaşkanlığı köşkü’ndeki resepsiyonda ben de anneme eşlik etmiştim.

image

annem, malatya battalgazi’deki hayrettin sönmezay ilköğretim okulu’nun eğitimcileri ile bir arada.

image

2002. annemin o dönemde köln başkonsolosu olan ağabeyimi makamında ziyareti.

image

2013. büyükelçi ağabeyimin bu kez taşkent’teki rezidansı’nda bir briç partisi.

image

2013, taşkent. broadway sanatçılar sokağı.

annemi 2014 yılbaşından birkaç gün sonra kaybettim. 82 yaşında bile yeni trendlerden haberdar, üniversitedeki torunlarının arkadaşlarını ağırlayacak kadar kendini güncel tutmayı bilen, sosyal, siyasete ilgi duyan, entelektüel, yaşam enerjisiyle çevresine örnek bir kadındı.

image

yaşsız bir kadındı annem. bu yüzden belki de yeni tanıştığı kendisinden küçük insanların bile kendisine ‘teyze’ diye hitap etmesinden hoşlanmazdı. ona çocukları, yeğenleri, arkadaşları hep ‘nemika sultan’ derdi.

başsağlına gelen arkadaşlarını karşılarken hepsinin ne kadar hoş ve uyumlu giyindiği görünce içim burkuldu. abartısız ama düzgün, gideni saygıyla uğurlayacak kadar özenliydiler. içlerinden biri, (zamane deyimiyle annemin kankası) kulağıma şöyle fısıldadı “onun için. o sever diye….”

o sevenlerinin nemika sultan’ı; benim de kıymetlim, annemdi.

Filed under malatya istanbul ağrı 1948 1955 1932 1958 kore savaşı paskalya taşkent trabzon telkari kızılay terzi şahap vakko Beymen abc karaca erol kundura 101 çeşit kundura kumaşcı ayhan emel kundura ankara güler konuk modaevi candan kuyumcu 1974 nükhet duru saffet arıkan bedük ismet inönü süleyman demirel

2 notes

naz’ın annesi: nuran

geçen gün bir email aldım. bir süredir sadece çeşitli organizasyonlarda rastlaştığım, yoğun tempo nedeniyle yüz yüze görüşme fırsatı yaratamadığım, eski çalışma arkadaşımlarımdan biri olan naz’dan geliyordu.

email’inin konusu ise elbette “ikonannem”di.

naz izmirli. yani bu tanımın sana çağrıştırdığı tüm izmir pırıltılarını taşıyor. üstelik fransız ekolüyle harmanlayarak…

beni kendisiyle bir araya getiren şey ise editörlük yapıyor oluşu. yan yana iki farklı dergide üç seneye yakın çalıştık. kendisi blog’u keşfetmiş ve email’inde annesinin fotolarını da paylaşmak istediğini söylemişti. üstelik aksiyona geçmiş ve annesi izmir’den gelirken fotoğrafları seçmişti bile. geriye sadece dijital ortama aktarılması kalmıştı.

ben “ne zaman istersen beklerim” diyene kadar da su aktı ve yolunu buldu. elime tertemiz metinleriyle, egelin yeni bir hikaye ulaştı.

sözü uzatmadan yazdıklarına geçiyorum. noktası virgülü kendinden mütevelli.

muğla doğumlu annem ilkokulu muğla’da tamamladıktan sonra ortaokul ve liseyi altı yıl boyunca izmir kız lisesi’nde yatılı olarak okumuş. daha ilkokul yıllarından harçlıklarını ve bayram paralarını biriktirip kumaş alır, bebeklerine elbise dikermiş. hatta o sıralarda enstitüye giden kuzeninin işlediği etamin işlerinin iplerinden gizli gizli koparıp annesinden gizli bir şekilde aldığı şişlerle bebeklerine hırkalar örermiş. (yaşı henüz küçük olduğu için annesi şişleri kullanmasını yasaklamışmış) yatılı okul süresince çok ilgi duyduğu dikiş nakış işleriyle sadece yaz tatillerinde ilgilenebilir olmuş. iyi giyinmeye düşkün ve modayı hep yakından takip eden annem ilkleri yapmaktan hayatı boyunca vazgeçmemiş.

image

bu da izmir kız lisesi’nde yatılı okuduğu yıllarda, henüz 13 yaşındayken ailesine göndermek için çektirdiği fotoğraflardan biri. krapeli saçlarıyla natalie wood’u andırıyor. kravat takmak o dönem kızlar arasında çok modaymış.

naz fotoğrafların çoğu siyah-beyaz olduğu için “aslında ne kadar da renkli giyindiğini çok iyi anlayamıyoruz” diyor ve ekliyor “kırmızı onun vazgeçilmezlerinden. kırmızı ojeli tırnakları ve ruju ise zamansız bir klasik.”

image

12 aralık 1964. annem okul formasıyla. dayımla birlikte annelerine göndermek için fotoğrafçıda çektirmişler. fotoğrafın arkasına “kıymetli annemize ve babamıza” notunu düşmeyi de ihmal etmemişler.

image

lise yılları. beyaz deri şapkası ve fotoğrafta gözükmeyen beyaz dize kadar gelen deri çizmeleriyle döneminin ilerisinde bir şıklık.

image

lise son. kırmızı ceket, içinde lacivert elbise ve lacivert fötr şapkayla yetinmeyen annem elbisesinin yakasına anneannesinden kalan iğne oyası beyaz yakayı da eklemiş. ceket ve elbise özel dikim. kumaşları hasan ikbal’den alınmış. yün kaşmir…

bu kare benim de favorim oldu açıkçası.

image

lise sonlar arasında her sene düzenlenen zarafet yarışmasından bir kare.

image

zarafet kraliçesi olan annem. o gece üstünde hasan ikbal’den alınan kupon gupür dantel kumaştan terziye diktirilmiş bir elbise var.

image

üniversite yılları. izmir iktisadi ticari bilimler yüksek okulu’nda okurken koyu yeşil deri mantosu, koyu lacivert ayakkabı ve çantasıyla keşke resim renkli olsaydı dedirtiyor. yuvarlak iri güneş gözlüğü dönemin çizgisini yansıtıyor. o yeşil mantoya şimdi ben el koydum ve halen giyiyorum.

image

üniversite yıllarında bir okul gezisinde çekilmiş bu fotoğrafta annemin üzerinde burda mecmuasından patron çıkararak kendi elleriyle diktiği bir elbise var. keşke fotoğraf renkli olsaydı diyorum yine, çünkü pembe üzerine sarı çiçekli kumaşı olan bu elbiseyi sarı bir kuşak ve içinde sarı bir gömlekle kombinlemiş. sarı şile bezi kumaştan karpuz kollu ve dik yakalı olarak dikilen gömlek yine annemin el emeği.

image

yine aynı günden… elbisenin kumaşından gömleğin yakasına biye iliştirilmiş. sarı rugan ayakkabılar ise izmir’in meşhur ayakkabıcılarından mustafa şık’tan alınmış.

image

bu kareyi dayım çekmiş, kendisi o zamanlar fotoğrafçılığa merak sardığı için kendi filmlerini kendi yıkarmış. fotoğrafın arkasına da teknik detayları ve tarihi yazılı.

image

üniversiteyi bitiren annem resepsiyonist olarak çalışmaya başladığı marmaris martı motel’in bahçesinde kuzeniyle birlikte. çok sevdiği pilili eteği, kimsede olmayan yeşil süet ayakkabıları ve vakko’dan alınmış yarım kollu çizgili yeleğiyle… gözündeki kemik çerçeveli gözlükleri bugüne kadar saklamış. camını değiştirdim ve ben kullanmaya devam ediyorum.

image

1972 yılı martı motel günleri. paris’ten getirilmiş kadife patchwork elbise, içinde de ipek bürümcük gömlek. bu gömlek de annemin saklayıp benim el koyduğum ve hala giydiğim bir parça. burnu lacivert üzerine beyaz puantiyeli chanel model ayakkabılar o dönem izmir’in meşhur ayakkabıcılarından biri olan zaptçı’dan alınmış. dönem gözlükleri izmir inter optik’ten.

image

1973’te annem turizm bankası marmaris tatil köyü’ne muhasebe şef yardımcısı olarak geçmiş. ofisindeki bu fotoğrafta üzerinde anneannesinden kalma ipek bürümcük gömlek ve kendi diktiği çiçekli desenli poplin kumaş mini bir etek var.

image

marmaris’te neşeli ve sıcak bir çalışma günü. annemin üzerindeki mini eteği gören müdürü “19 mayıs gösterilerinden mi geliyorsunuz nuran hanım?” demiş. etek bir önceki fotoğrafta annemin diktiği çiçekli desenli poplin kumaşlı etek.

image

1974. marmaris tatil köyü’nün diskosuna giden merdivenleri. ispanyol paça kot pantolon dönemin tipik kıyafetlerinden. o zamanlarda kot pantolonlar her yerde satılmadığı için sadece amerikan pazarı’ndan bulunabiliyormuş. dik yaka yün kazağı ise mısırlı triko’dan.

image

aynı yıl bu kez marmaris tatil köyü’nün diskosunda bir gece. etek ve merserize mavi bluz vakko’dan alınmış. annem sarı kısa peruğu ve süper mini eteğiyle dans pistinde.

image

1974 sonunda annem marmaris tatil köyü’nün ön büro şefi olarak çalışmaya başlamış. yine süper miniler gündemde. titiz marka ekose desenli eteğin üzerinde kendi ördüğü mavi yün kazak var. ayakkabıları ise george hogg mokasenleri hatırlatmıyor mu?

image

1975 yılı marmaris tatil köyü. salopet eteğin altında ise platform dolgu topuklu ayakkabıları.

image

29 Mayıs 1975 annemle babamın nişanı istanbul carlton oteli’nde olmuş. pudra pembesi ipek italyan yarasa kollu tuvalet istanbul’da bir butikten alınmış. fotoğrafta gözükmüyor ama pembe ayakkabıları istanbul hayko mağazasındanmış.

image

31 Ekim 1975 annemle babamın nikâhı ankara gençlik parkı nikah salonu’nda olmuş. gelinliğin kumaşı ankara ayhan mağazasından; gelinliği de terzi abdi aydoğdu tarafından dikilmiş. bu tarihten sonra annem ve babam ankara’ya taşınıp yeni yaşamlarını burada kurmuşlar. kulağındaki elmas küpeler ve göğsündeki broş anneannemin anneannesinden kalma aile yadigarı antik parçalar.

image

1975 yılı marmaris tatil köyü’ndeyiz yine. etek, yelek ve bluz özel olarak terziye diktirilmiş. dar uzun çizmeler kıyafeti tamamlıyor. kemik çerçeveli gözlükler izmir ülker optik’ten.

image

1976 yılından soğuk bir ankara günü. annem tilki kürküyle. ablam ve ben doğduktan sonra hiç kürk almadığının altını çizen annem, yavruların kıymetini o zaman anladığını söylüyor. ekose kloş etek, platform altlı çizmeyle kombinlenmiş.

image

1977, ankara. çiçekli yün kumaş etek ve lacivert kadife bluz italyan. beyaz yün kaban hırka vakko’dan. ayakkabılar ise ankara karmen’den.

image

1978, ankara. renkli annemin renkli kıyafeti. sarı ipek bluz ve mor ipek etek özel olarak terziye diktirilmiş.

image

1980, yalova. annemin kucağında ablam (deniz) var. bu fotoğraf da ablamın albümünden. annemin montu ingiltere’den, jean pantolonu amerikan pazarı’ndan.

image

1984’te annemler izmir’e taşınmışlar. o döneme rastlayan renkli fotoğraflara geçişimizle annemin aslında ne kadar da renkli giyindiğini açıkça görebiliyoruz. bu fotoğraf 1989 yazında gümüldür tatil köyü’nde çekilmiş. annem (soldan ikinci) renkli pantolonunu vakko’dan, mavi bluzunu beymen’den almış. mavi espadrilleriyse hayko’dan. o tarihlerden sonra annem düz saçlarına perma yaptırıp saçlarını dalgalı kullanmayı tercih etti.

image

2011’de eskişehir seyahatinde. annemin seyahat kıyafetlerine örnek olması için bu fotoyu seçtim. asla topuklu ayakkabılarından vazgeçmeyen annem düz giydiğinde geri geri gittiğini ve düşecekmiş gibi olduğunu söyler. tüm seyahatlerini, yerden yüksek, kendisinin rahat ayakkabılarından olarak sınıflandırdığı pabuçlarıyla gerçekleştirebilme kapasitesine sahiptir.

bu karedeki bluzu amerika’dan, taytı izmir galeri nur’dan, ayakkabıları sevilla’dan. lacoste çantası ve tommy hilfiger güneş gözlükleriyle…

image

2012’de izmir’de bir düğünde. üzerindeki ipek bluz anneannemin çeyiz yastık örtüsü bozularak yapılmış. şıklığını antika elmas küpelerle tamamlamış.

image

2013. kırmızı peplum elbiseyi çeşme marina’dan almış. renkli sevimli ayakkabıları ise istanbul’daki cassette butik’ten.

70’li yılların tatil köylerine gerek konsept gerek mimari gerekse doğallığı nedeniyle bayılan biri olarak, nuran teyzeyi ne kadar şanslı bulduğumu söylemem lazım. o motellerin son dönemlerine yetiştiğim için yine de şanslı sayıyorum kendimi. 

bir sonraki yazıyı da bu kadar keyifle okuyacağını düşünüyorum. gerçekten ilginç bir isim geliyor. biraz sabret.

Filed under muğla izmir kız lisesi natalie wood hasan ikbal zarafet kraliçesi izmir iktisadi ticari bilimler yüksek okulu şile bezi mustafa şık kundura ula 1969 1964 marmaris martı motel vakko 1972 zaptçıoğlu 1973 turizm bankası marmaris tatil köyü 1974 amerikan pazarı mısırlı triko 1975 istanbul carlton oteli hayko kundura ankara gençlik parkı ayhan mağazası abdi aydoğdu ülker optik

0 notes

mösyö’nün annesi: yüksel

ismiyle müsemma, mösyö şokola hayattaki tutkularına sıkı sıkıya yapışan ve onları gerçekleştirmek için ne gerekiyorsa bu uğurda emek sarf eden değerli ve çok eski bir arkadaşım. hafızam beni yamultmuyorsa, bir 10 seneyi devirmişiz.

bilişim çözümcüsü mr. smarty pants, süperbatılılaşmış kreatif osmanlı, instagram’ın aroma artırıcısı, küzinelerin efendisi, pikapların iğnesi, anasının kuzusu, tuzaklı’daki çiftliklerinin de kuzusu… adını sen koy.

bence fosforlu cevriye’nin de dediği gibi “mosturalık bursa patlıcanı”; yani gerçek bir numune. eşi yok.

daha sayabileceğim pek çok hüneri var tabii, ama en önemlisi: “yemeğini yemeyen bin pişman.”

bize göre mutfak lezzetten ibaret, ona göre hayatın anlamı!

annesi yüksel teyze de bir süredir peşinde koştuğum ikonannelerimden biri elbette. takip ediyorsan biliyorsundur, bu instagram videosunun da parlayan yıldızı aynı zamanda. (izle)

mösyö’nün tatilden şehre dönmesini fırsat bilip yüksel teyzeyi nihayet blog’a ekleme fırsatını da bulduk. üstelik arşiv niteliğindeki eski bursa ve sümerbank fotoları eşliğinde, kızkardeşi yücel’le birlikte… 

sözü uzatmadan mikrofonu mösyö’ye bırakıyorum:

annem ve teyzem öğretmen ve bankacı olarak 30 yıla yakın devlete hizmet etmiş, hürmet edilesi insanlar. her ikisi de tam bir emekçi cumhuriyet kadını. cumhuriyet kadını derken, saçını her gün kuaförde fönleten, tüm elbiselerini butiklerden alan partilerin kadın kolları üyeleri gibi değil. elbisesiyle, saçıyla, makyajıyla her daim şık ve bakımlı olmaya gayret eden, imkanlarını zorlayan kadınlar. doğru kumaş ve ayakkabıyı seçmek için tüm günü çarşıda harcayan, gündüzlerini çalışarak, gecelerini iyi giyinmek adına dikiş dikerek ve örgü örerek geçirmiş muhterem insanlar. ikisini de çok seviyorum.

image

annem yüksel küçük tatlı yeşil gözleri ve kendi ördüğü bluzla fotoğrafçıda poz vermiş. eski tip büyük boy vesikalıklardan.

image

annemin en sevdiğim fotolarından biri. 60’lı yılların başı, bursa kız lisesi mezuniyet balosu. saten elbisesini mahalle terzisi sabiha hanım dikmiş. fiyonklu ayakkabılar ise uysal kundura’dan.

image

aynı balodan bir başka kare. bu arada yüksel teyzenin mösyö ile olan benzerliğinin altını çizmeme gerek yok sanırım?!

image

annem ve arkadaşı uludağ’da.

detayı az sonra.

image

annem öğretmenliğinin ilk yıllarında. üzerinde ev dikimi etek ve bluzu var. bursa’nın gürsu ilçesindeki okullarının bahçesinde öğretmen arkadaşlarıyla birlikte poz vermiş. hemen arkasındaki beyefendi babam. muhtemelen tanıştıkları yıl.

image

annem ve babam (önde eğilmiş olan) uludağ’da. ünlü çivit mavisi baklava desenli kazağıyla.

image

bu kazak halen duruyor. üç nesil için modifiye edildi, kolu uzatıldı, yakası dikleştirildi, annem, ablam ve ablamın kızı giydi. halen de giyiyor.

image

yüksel teyzenin torunu bengisu’nun modelliğinde kazağın bugünü. :)

image

annem ev ekonomisi dersi için kendi öğrencilerinin yaptıklarıyla. üzerindeki bluz ve hırkayı kendisi örmüş.

image

her annede olduğu gibi bir favori foto seçtim. o da bu oldu.

image

annem (ortada) teyzem (sağ başta) 80’lerin başında annemin öğretmen arkadaşlarıyla. aslına bakarsan bu fotoğraf bana en yakın gelen fotoğraflardan. 80’lerin başında büyümüş bir çocuk olarak annemin bu halini çok net hatırlıyorum. kolormatik gözlükler ve güzel desenli kumaşlardan evde dikilmiş elbiseler… annemin elbiselerini genelde teyzem dikerdi. okulda giydiği döpiyes ve tayyörleri için de bursa’nın iyi terzilerini ziyaret ederdik. malum pantolon, elbise ve bluzlar ince kumaşlardan oluyor. evde dikmesi kolay; ceket ve takımlar ise profesyonel terzilerin desteğini ve büyük makinelerini gerektiriyor.

şimdi biraz da ikonteyze yücel’le tanışalım.

image

teyzem (solda) ve annem 60’lı yılların başında evde dikilmiş elbiseleriyle. iki kızkardeş evde rolleri bölüşmüşler; teyzem dikim işlerini, annem örgü işlerini yapıyor. bu gelenek yıllarca devam etti.

image

annem ve teyzem avşa adasında teyzemin diktiği yazlık elbiselerle.

image

bu arada evde dikim iki kızkardeş için adeta bir gelenek. nedenini mösyö bu fotoğrafla açıklamış:

annem solda, yaş altı; teyzem sağda yaş dört. çiçekli elbiseleri kızları için anneannem dikmiş.

image

bursa ticaret lisesi sekreterlik okulu. yıl 1965.

teyzem bu fotoda ortada kağıdı tutan. ingilizce öğretmeni judy ile sınıf fotoğrafları.

image

bir önceki fotoğrafla aynı gün. etek ve bluz evde dikilmiş. kumaşlar bursa kapalıçarşı’dan.

image

yine 60’lardayız. az önce detayını vermediğimiz fotonun devamı.

uludağ’ın ilk otellerinden büyük otel önünde. kış ayları olmadığı aşikar. üzerindekiler yine kendi dikimi.

image

70’lerin başı.

teyzemin üzerindeki kazak bursa setbaşı’ndaki bir butikten. ne yazık ki butiğin ismini hatırlamıyor, ancak o yıllar setbaşı, bursa’nın nişantaşısı’ymış -ki benim çocukluğuma kadar da öyleydi. en güzel kadın giyim butikleri, erkek gömlek ve takım elbise mağazaları buradaydı. poşetleri bile kaliteliydi, atılmaz günlere giderken ev terliği ve örgüleri taşımak için kullanılırdı. faruk, özkan vs yazılı, çıtçıtlı poşetler çoçukluk hafızama kazınmış imgelerden. annem günlerden döndüğünde poşetin içinde heyecanla çikolata veya gofret arardım.

image

desenli eteğin kumaşı kapalıçarşı’dan. teyzem evde kendi dikmiş. apartman topuklu terlikler hatırladığı kadarıyla ya yeşiller ya da uysallar’dan. fisto bluzu ise almanya’dan.

image

ve bu karede mösyö de kadraja giriyor.

bu fotoyu çok sevdiğimiz teyzemizle bursa kale içi hisar mahalllesindeki evimizin arka bahçesinde çektimişiz. fotodan tahmin ettiğim kadarıyla üç yaşındayım; yıl 1979 olmalı.

image

70’lerde marmaris’te (sanıyoruz). ceket ve ispanyol paça pantolonu kendisi dikmiş.

image

yücel ve sümerbanklı iş arkadaşları. 1974 yılında mavi yolculuk’tayken çekilmiş. teyzemin üzerindeki elbise şile bezinden kendi dikimi.

image

teyzem yücel 1975 yılında sümerbank’ın bursa merkez şubesinin açılışında. kendisi o şubede yıllarca memurluk, ardından da yöneticilik yaptı. en son beyoğlu sümerbank’tan da emekli oldu. platin sarısı saçlarını kendisi yapmış. yine kendi tasarladığı eflatun menekşeleri saçına iliştirilmiş. bu fotodaki zarafetine bayılıyorum. eşarplar vakko’dan tüm şube için alınmış.

image

aynı gün açılışta babam ve ablam da teyzemi ziyaret etmiş.

evet, bir ikonanne yazısına daha son verirken bir şiirden alıntıyı yorumlayarak veda etmek isterim: 

ismi mösyö, göbek adı bahtiyar. yıllarca böyle bildiniz. mösyö bahtiyar’dan tatlı hatıralar dinlediniz.

Filed under bursa uludağ avşa tuzaklı fosforlu cevriye sümerbank 1965 bursa kız lisesi gürsu ev ekonomisi bursa ticaret lisesi 1979 1975 uysal kundura yeşil kundura almanya kapalıçarşı marmaris şile bezi mavi yolculuk vakko eşarp

0 notes

selen’in annesi: filiz

muasır medeniyet çeşitlilikleriyle güzel. bunu söylememin nedeni, elbette bu blogu hazırlarken kendime koyduğum hedef… öncelikle kendim okumaktan keyif aldığım içerikleri paylaşmak istiyorum.

ayrıca farklı şehirler, farklı kimlikler, yaşanmış/unutulmuş hikayeler, görsel arşiv niteliğinde fotoğraflar ve sadece bir ‘moda blogu’na indirgememek gereken okumaların bir arada olması gerektiğine inanıyorum.

bir süredir 68 kuşağını anmak fena olmaz diye düşünüyordum ki selen’in annesi filiz teyze tam aradığım ‘devrimci anne’ oldu.

yine sahibinin sesine çok karışmadan yazmaya çalıştım. oku bakalım.

image

yıl 1954. selen annesinin 10’lu yaşlara kadar annesiyle yengesinin karar verdiği ve diktiği şekilde giyindiğini söylemiş. “çocukların sadece bayramlarda giydirildiği zamanlar…” demiş ve eklemiş:

bayram kış aylarına denk geliyorsa, genellikle kadife elbiseler dikilirmiş. kırmızı, lacivert kadifelerde dantel yakalar, robalar… bu şık kadife üstüne bir de atalar’dan alınan kırmızı mantosu annemin unutamadıklarından. bir bayram kırmızı ise diğerinde siyah olan rugan papuçlar yatak altında bayramı beklermiş. bayramdan önceki gece sabaha kadar uyanıp mutlulukla bu ruganlara kaçamak bakışlar atarmış.

filiz teyzenin bebekken de ayakkabıları pek şıkmış. selen anneannesinin genelde mahmutpaşa’daki sevim bebe’den alışveriş yaptığını yazmış.

filiz teyze yeşilköy ilkokulu’nda okumuş. bu yıllara dair hatırladığı, sınıfında türk öğrencilerin yanı sıra ermeni ve rum çocukların da çok olduğu. en sevdiği arkadaşları ya ermeni ya rum… zaman içinde bu insanların ülkelerini terk etmek zorunda bırakılışlarına ise halen hüzün duyuyor.

13’ünden sonra sadece bayram giysileriyle yetinmek mümkün değil. anneannem bu kez sınırlı maaşla (baba da yok artık) kızlarının giyinme zevklerini tatmin etmenin yollarını arıyor. annemin üç yaş küçük bir de kızkardeşi var. henüz büyük mağazalar her köşe başında açılmamış. kredi kartına taksit imkanı ise hiç yok. ama bu taksitsiz peşin alışveriş yapılamayacak manasına gelmiyor. karaköy’de, muhtemelen bankalar caddesi’nde bir tanıdık vasıtasıyla keşfedilen ömer okur deftere yazarak aydan aya taksitle satış yapıyor. artık bundan sonra ömer bey’in zevkiyle yetinmek gerekiyor, ama arada bir hovardalık yapılıp beyoğlu’ndaki dede mağazasından da etek, gömlek vs alınıyor. ayakkabıda taviz hiç yok. mutlaka kaliteli ve şık tercih ediliyor. marka olarak bir tek şeref kundura kalmış aklında.

image

derken üniversite başlıyor ve ezber bozuluyor. okul istanbul iktisadi ve ticari ilimler akademisi.

image

o çıtıpıtı başlayan üniversitenin ilk zamanları, hemen hemen hergün kadife pantalonların, kabanların ve postalların giyildiği günlere yerini bırakıyor.

image

selen şöyle bir hikayeyle devam ediyor:

malum yıllardan 1968. rüzgar soldan esiyor. bir devrimci nasıl giyinır artık belli. bu arada hem okulda hem de öğrenci eylemlerinde beraber olduğu arkadaşı ile gönül ilişkisi başlıyor. ama zaman gönül ilişkisini yeşertecek tomurcuklandıracak zaman değil… bu arada anneannem ikna ediliyor. zaten ikna olmaya da hazır. evin büyük kızı ne zamandır bir çocuğa aşık olmuş. yapacak fazla bir şey yok. olaya resmiyet kazandırılıyor.

image

anneannem ve annemin birkaç arkadaşı da 1 mayıs günü bir araya getiriliyor ve nişanlanıyorlar. bir hafta sonra sınav sonuçları için nişanlısıyla beraber okula gidiyor. okul çıkışında arkalarında pat pat ayak seslerini duyuyorlar. dönüp bakıyorlar bir cemse duruyor.

burada bir parantez açıyorum. bahsi geçen gmc (general motors corporation) otobüsler, o dönemdeki yaygın kullanılışıyla cemse’ler marshall yardımı’nın alameti farikalarından. ikinci dünya savaşı’nda miadını doldurduğu için bu araçlar türkiye’ye verilmiş. o günden sonra da askeri otobüslere kısaca cemse denmiş.

image

elbette filiz teyze’nin arşivinden değil, ama hikayeyi canlandırması adına 68 yılına ait şöyle bir foto buldum gittigidiyor’dan.

selen’in yazdıklarıyla devam edelim:

4-5 asker silahlarını çekmiş arkalarından koşuyor. sevgilisini yakalayıp karga tulumba cemseye tıkıyorlar. anneme de “hadi atla” diyorlar ama askerin biri açığa çıkıyor, cemseye sığmıyor. yer sıkıntısından annemi sokakta bırakıp gidiyorlar. cemsenin arkasından boğazındaki yumruyla bakışını bugün bile unutamıyor.

image

günler sonra ev baskınıyla alınıyor. yataklık falan gibi suçlamalarla sevgilisinin gözaltında tutulduğu sansaryan han’a götürülüyor. sirkeci’deki sansaryan han’ın (1.şube) belki de en hareketli günlerinden biri. kaçırılan israil konsolosu efraim elrom'un öldürüldüğü gece. sansaryan han'da iğne atsan yere düşmez, tıklım tıklım…

image

bu arada sansaryan han hakkında ekşi sözlük’e kulak vermek istersen tıkla.

annemin gözaltı macerası birkaç gün sürüyor ama sevgilisi istanbul’dan ankara’ya sevk ediliyor. ankara’da dört yıl tutuklu yargılanıyor. artık ankara onun için komşu kapısı oluyor.

ama sonrasında güzel günler geliyor ve evlilik bir de selen’le taçlanıyor :)

image

bu arada dikkatimi çekti. minik selen de annesinin küçüklüğüne benzemiyor mu sence de?

image

dinledikleri dönem dönem farklılık gösterse de filiz teyzenin hayatında müzik hep olmuş. beatles, elvis, cliff richard, nat king cole, leonard cohen, cat stevens, harry belafonte, bir dönem johnny hallyday ve sylvie vartan hayranı olmuş.

biraz da renk katalım. 1983 yılında floransa’da filiz teyze. tarzı yine net.

image

ve yakın dönemden bir kare. hayat coşkusu aşikar.

image

bugün müzik dinlemek istediğinde ruhi su, joan baez, pete seegar aklına ilk gelenler. kitap okumak ise her zaman ihtiyaç gibi hissedilmiş. ortaokulda yoğun bir şekilde başlayan dünya ve türkiye klasiklerini okuma merakı zamanla sosyal ve siyasal kitaplara ilgiye dönmüş. bugün ağırlıklı olarak roman okuyor. okuma atölyelerinde okuduğu romanların etraflıca tartışılmasına katılmak da en büyük zevklerinden.

bugün içerik en değerli hazine. etrafımızda ise hikayeler çok. onları bulmak, okumak boynumuzun borcu.

3 notes

erman’ın annesi: sezer

nihayet çok uzun zamandır beklediğim bir anne daha yerini aldı. bizi hep güldürürken düşündüren(!) dostum erman’ın annesi sezer teyze’yle devam ediyorum.

her iki çocuğunu da donanımlı yetiştirmiş, sabırlı ve metanetli biri olarak düşündüğüm sezer teyze’nin gençlik fotoğrafları geldikten sonra bu görüşümün doğru olduğunu bir kez daha anladım. erman’a sorduğumda ise annesini sessiz sakin görünen ama eğlenceli biri olarak tanımladı. kendi genlerini nerden aldığını tarif edercesine…

sezer teyze, konya ereğlisi’nde doğmuş; 10 yaşında istanbul’a gelmiş. başta beyazıt’ta otururlarmış. sonra ataköy’e taşınmışlar. alman lisesi’ndeki yılları ise daha çok beyazıt ve tünel arasında geçmiş. erman annesinin stilini hep sade olarak tanımlıyor. günün gerektirdiklerini giyer, sade olmayacağını düşündüğü şeyi beğenmezmiş.

kalemi zaten kuvvetli olan erman’ın kendi cümlelerine fazla müdahale etmedim. madem öyle, oku bakalım aşağıya doğru:

image

58 ya da 59’da, o dönem alman lisesi’nin yanındaki metruk evin bahçesinde boş ders ‘değerlendiriliyor’. annem bordo jean’den bir bahçıvan etek giymiş.

image

bu da florya plajı; yıl 1962… gümüş rengi mayosu almanya’dan. şapkasının kırmızı olduğunu söyledi.

image

gülay teyzemle (kuzeni) poz vermiş. lacivert üstü pembe çizgili kazağını kendisi örmüş. saç modeli için o dönem hayranı olduğu jean seberg’den ilham almış.

image

rock’n roll yapıyor! eteğini ve bluzunu brigitte dergisinden kendisi dikmiş. bluzun beyaz üzerinde lila puantiyeler olduğunu söyledi.

image

sezer teyze bu fotoğrafta üniversiteden arkadaşlarıyla istanbul üniversitesi edebiyat fakültesi’nin bahçesinde. kendisine yakın hissettiğim bir neden daha çıktı: alman filolojisi mezunu. :)

annem en sağdaki. yıl ya 62 ya da 63. eteğini çuha kumaşından kendisi dikmiş. üzerinde siyah bir bluz var.

image

arşivlik bir kare. benim de favorim.

taksim gezi parkı, 1960’lar. yanındaki gülderen teyzem. annem de onun almanya’dan getirdiği jean bir elbise giyiyor.

image

1967’de annemle babamın nişan töreninden. mavi elbise o zaman annemin sık sık gittiği terzi madam şinorik’in elinden çıkma.

image

emirgan korusu… muhtemelen yine 1970’lerin başı.

image

gülseren teyzemin evinde kuzenim selvihan’la. üzerindeki bir tayyörün ceketsiz hali. tam hatırlamıyor ama kendi dikmiş olabileceğini söylüyor.

image

anneannem ve dedemle. üzerinde yine brigitte’ten model alıp kendi diktiği saks bir elbise var.

image

1960’ların sonu, ataköy… kolyesini tahtakale’den aldığı bir zincire kapalıçarşı’da imitasyon penezler taktırarak yaptırmış. fikri bir ‘modelden’ aldığını söylüyor.

image

1970, uludağ. pardösü yine madam şinorik imzalı.

image

bu fotoğraflar arasında annemin hatırlayabildiğim tek hali. sanırım annemin kuzeninin kızının nişan töreninden bir kare. tam anımsayamasa da elbise muhtemelen mısırlı triko’dan.

yakında görüşmek üzere.

Filed under mısırlı triko 1970 uludağ madam şinorik ataköy tahtakale kapalıçarşı brigitte emirgan korusu 1967 taksim gezi parkı almanya istanbul üniversitesi edebiyat fakültesi rock’n roll jean seberg florya plajı 1962 1958 alman lisesi konya ereğlisi beyazıt tünel

0 notes

şebnem’in annesi: aytemiz

site trafiği ya da takipçi artırmak gibi kaygılarım olmadığı aşikar. lakin melike’nin köşesinde yazdığı yazıdan sonra, daha fazla insanın blog’da dolandığını görmek de elbette hoşuma gitti. nihayetinde sadece ‘bildik’ hikayeleri anlatıyorum.

bugün yine bir süredir köşede bekleyen bir anneyle, aytemiz teyzeyle devam ediyorum. yenileri yolda.

hemen şebnem’in notlarından başlıyorum:

1948 balıkesir doğumlu. asker kızı ve dört kardeşin en küçüğü. terazi burcu. güzelliğe, estetiğe ve detaylara düşkün. daha küçükken el işlerine becerisi varmış. bebeklerine elbise diker, yemekler yaparmış.

şebnem’in dediğine göre fatih kız lisesi’nde okurken milli eğitim bakanlığı’na mensup çeşitli dikiş kurslarına katılmış.

image

mesela 1964’teki bu karede, henüz ortaokul birinci sınıftayken katıldığı dikiş kursunda kendi diktiği gecelik-sabahlık takımıyla bir öğrenci defilesinde…

image

okuldan mezun olduktan sonra atalar’da kısa bir süre çalışmış. tam vakko’dan gelen teklifi kabul edecekken evlenmiş ve işi bırakmış.

şebnem, annesinin kendine ait her şeyi kendi diktiğini söylemiş. gelinlik ve nişan elbisesi de dahil. mesela bu karedeki organze üzerine gümüş işlemeli nişanlık kendi imzasını taşıyor.

image

yıl 1970. yine kendi imzasını taşıyan bir başka kıyafet. “siyah krep yün üzerine türk motifi işlemelerle süslü döpiyes” demiş şebnem ve eklemiş:

bize de hep dikti. gelinlikten mantoya her şeyi diker; provasız, teğelsiz, sülfilesiz asla çalışmazdı. hep zevkle yapardı. halen daha bana bir şeyler dikip durur.

image

bu fotoğrafta ortadaki mini dantel elbiseli olan…

image

şebnem, annesinin en sevdiği rengin siyah ve beyaz olduğunu yazmış:

birçok anne gibi yani… nettir, kesindir, sadedir; arada hiç kalmaz!

image

pembeden nefret eder. desenli şeyleri çok sevmez; sadelikten yanadır.

bu arada fotoğraflardan gördüğün kadarıyla aytemiz teyze sosyal yaşamı seven ve gezen biri. düğünlerdeki ve gazinolardaki pozlarında da hep şık. 

image

mesela goldfinger gece kulübü. babasının papyonuna bakar mısın lütfen? nefis.

image

ya da taksim belediye gazinosu. bu karedeki çiçek desenli viskon etek-gömlek de kendisine ait.

image

fazla söze gerek yok. şebnem annesinin tarzını güzel özetlemiş:

"moda varsa, o da hiç değişmeyendir" der hep. modanın dönüp dolaşıp aynı yere geldiğinden dem vurur ve kıyafetin taşıyana göre değişip güzelleşeceğine inanır.

Filed under balıkesir 1964 1970 1971 fatih kız lisesi goldfinger gece kulübü taksim belediye gazinosu atalar vakko

3 notes

melike’nin annesi: gülay

belki takip ediyorsundur, melike sözünü esirgemeyen sıkı bir kalem. benim de aynı yayın grubunda çalışırken tanıştığım, sonrasında arkadaşlığımın devam ettiği sevdiğim bir gazeteci arkadaşım.

annesi gülay teyze’yle hiç tanışıklığım olmamıştı. hatta açıkça itiraf edeyim, melike’nin facebook’taki paylaşımları olmasa burada yazmayı da hiç akıl etmemiştim. tesadüf şu ki, ben o fotoğrafları görüp de melike’ye “anneni ikonanne yapsak mı acaba?” diye sormaya fırsat kalmadan, teklif bizzat blog’umu gören melike’den geldi.

bana da iyi geldi. sürekli gülen, gülümsemesi yüzüne yakışan insanlara bayılıyorum.

image

melike’nin özet geçtikleriyle başlıyorum:

image

annem gülay karakartal. 1937’de istanbul’da doğmuş, izmir’de büyümüş.

image

melike, gülay teyze’nin 50’lerden her zaman hasretle bahsettiğini söyleyip, “ilk gençliğini yaşadığı döneme denk gelmesinden olmalı…” diye ekliyor.

gülay teyze’yle ortak bir yönümüz var demek. ben tabii hiç yaşamadım, ama ben de 50’li yılların estetik anlayışını, sakinliğini ve getirdiği değişimleri ayrıca seviyorum.

image

o dönemde izledikleri filmler ve abone oldukları moda dergileri moda anlayışlarına yön verirmiş. zira ben de gülay teyze’nin bu tekli fotoğraflarında o filmlerin ve dergilerin izlerini hissettim.

image

annem 50’lerde ve 60’larda kumaş alır, arzu ettiği kıyafeti terziye diktirirmiş. modelleri kendisi belirlermiş.

melike bu ilk fotoğraflardaki tüm kıyafetlerin böyle olduğunun altını çiziyor.

image

gülay teyze 60’ların başında, evleneceği dönem istanbul’a dönmüş.

image

evlendikten sonra babamla birlikte karadeniz ereğli’ye yerleşmiş ve 30 yıl boyunca erdemir’de çalışmış. gelinliği şimdiki zaman için pek alışılmadık: diz boyu. o zamanlar brigitte bardot’nun kısa gelinliğinden alınan ilhamla, moda buymuş. eldivenleri bende.

image

her ikonannede olduğu gibi, gülay teyze’nin seçkisinde de bu benim favori karem oldu. özel bir tat katmış ışık oyunu.

image

60’larda ereğli’de, limanda. çizgili-puantiyeli kombinasyonu dikkat çekici. bu karedeki mutluluğu ve samimiyeti sana da yansımıyor mu?

image

yine ereğli’de, bu kez karlı bir gün.

image

aynı gün.

60’larda giydiği birçok kıyafeti - ne mutlu bana - saklamış. mantolar, etekler, elbiseler… artık ben giyiyorum; üstelik sık sık giyiyorum. az bulunan güzel modeller. her biri için de çok sayıda iltifat almışımdır. karlar içindeki bu kaşmir mürdüm rengi manto da bunlardan biri.

image

karadeniz ereğli erdemir sosyal tesisleri’nde 1971 yılbaşı gecesi. “fotoğrafta görülen lame yeleği halen duruyor” demiş melike.

image

erdemir’de çalıştıkları dönemde iş arkadaşları max ve jenny ile birikte bir öğlen yemeğindeler. 70’lerde balıkçı yaka giymeyeni kapıdan içeri almıyorlamış :)

image

burada bulunan fotoğrafların çoğu ailenin melike’den önceki dönemine ait. melike annesini kestane saçlı hiç hatırlamadığını belirtiyor.

image

ağabeylerim sırasıyla 64 ve 67 doğumlu. bu da 70’lerin başından bir polaroid. dönemin çiçekli elbiselerinden birisi annemin üzerinde. bu elbise bugüne gelmedi, ama bir başka 70’ler döneminden kalma elbisesini giyiyorum. o dönemin kumaşlarını nasıl dokuyorlarsa artık, ne rengi soluyor, ne bir dikiş atması ne de yırtık oluyor. “dün aldım” desem inanırsın. öyle bir kumaş, öyle bir model. her yaz giyerim. saks mavisi üzerine renkli çiçekli bir elbise…

image

bu fotoğraf da ağabeyimin TED ereğli koleji’nden mezuniyet gününde çekilmiş. annemin kolunun altındaki siyah deri portföyü de halen kullanıyorum. bu arada annem 80’lerde saçları beyazlamaya başladığı için sarı saçı tercih etmiş. bugün de bu tercihini sürdürüyor.

image

70’lerin sonlarında erdemir’den emekli olup, istanbul’daki evlerine geri dönmüşler ve 80’de melike katılmış aralarına. melike, bu karedeki çizgili ceketi de uzun seneler giydiğini not düşüyor.

image

anadolu hisarı’nda bir futbol sahası vardı. her pazar boğaz kenarına gezmeye giderdik. bu fotoğraf da bir pazar günü çekilmiş. annem, ben, en sevdiğim elbisem ve yeşil vosvosumuz.

image

80’l i yıllar. terzi döneminin bittiği ve hazır giyime alıştığı dönemler. melike “çocukluğumdan beri onu bir kere bakımsız veya özensiz gördüğümü hatırlamam” diyor.

gülay teyze’nin stilini anlamak için melike albümü biraz daha kurcalamış ve bak ne bulmuş? anneannesini.

"daha yeni renklenmiştik" diyeceksin ama bu birkaç sürpriz siyah-beyaz fotoğrafı da eklemeden geçemedim.

image

evet, anneanne şaziye. 30’lu yıllar. yaka ve düğme detayına bak dememe gerek yok sanırım?

image

yıl 1932. anneannem ve dedem. dedemi hiç tanımadım ama anneannemle büyüdüm. 2000 yılında 100 yaşında aramızdan ayrıldı. bu fotoğraf pera 236 numaradaki fotoğraf stüdyosu m.oko’da çektirilmiş.

image

savaş yılları. üstte ortadaki anneannem. kendi anne, babası ve dayımla.

anneannenin bu karedeki zamansız güzelliği inanılmaz derecede dikkat çekici değil mi? sanki bugünden biri gibi… sen ne dersin?

şimdi yeniden renklendirelim ve bugüne dönelim.

image

gözündeki gözlük christian dior’un 70 ya da 80’lerde çıkardığı, bir dönem türkiye’de de satılan bir model. gözümün önünde vintage oldu gözlük resmen! her yerde karşıma çıkıyor; entourage dizisinde, rihanna’nın klibinde; en son da american hustle’da gördüm bu gözlüğü.

image

ben söylemeden melike eklemiş zaten:

e bir ikonanne olmak kolay değil! :)))

image

son olarak melike’yle birlikte veda edelim gülay teyze’ye. elbette yine gülüyor.

bu arada şu an fark ettim ki, gülay teyze’nin fotoğraflarına bakarken ben de bütün yazıyı sürekli gülümseyerek yazmışım.

Filed under karadeniz ereğli erdemir izmir istanbul 1932 1971 brigitte bardot polaroid 1964 1967 ted ereğli koleji anadolu hisarı vosvos pera christian dior rihanna entourage american hustle

1 note

neşe’nin annesi: övsen

ortaokuldayken yazamadığın kompozisyonların olmuşsa beni daha iyi anlarsın. o ‘ilk cümle’yi bulmaya bakar bu yazma işi… neyse ki, bir süredir gelemeyen o ilham bu sabah yerini bulup oturdu.

hatırlarsın muhtemelen, bir süre önce müjde’nin annesi nedret'i yazmıştım. müjde'yle bir arkadaşım sayesinde irtibat kurmuş, blog'da yazmıştım. neşe'yle tanışıklığım da tam böyle başladı. 

birkaç facebook mesajı ve email’ler derken, vakti geldi. açıkça söyleyeyim, nereden başlayacağımı bilemediğim bir anne vardı yine karşımda. o yüzden en güzeli fotoğrafların akışına bırakmak olacak yine.

image

neşe’nin email’i şöyle başlıyordu:

selam barış, annem övsen güngör argeşo. şu an rahmetli üvey babamın soyadını taşıyor. kendisi tam bir cumhuriyet kadını. estetiyen. paris’te eğitim görmüş.

o zaman filmi başa sarıp, benim en çok ilgimi çeken, 50’li yıllara doğru yola çıkalım derim.

image

ilk intiba önemlidir derler. benim de karşıma 1954 yılında cumhuriyet bayramı’nda çekilen bu fotoğraf ilk çıktığında ne yazacağımı bilemedim. övsen teyze’nin henüz genç yaşındayken çizdiği bu güçlü kadın figürü, onu tanımadan hayran olmaya yetti de arttı bile.

image

neşe’nin babası selçuk bey de sanırım bu güçlü figürün elektriğine kapılmış olacak ki, hemen ertesi sene, 1955’te gönlünü kaptırıp evlenme teklif etmiş övsen teyze’ye.

image

bu arada neşe babasının 1955’te ilk siyah-beyaz ve renkli fotoğrafları evinde karanlık oda kurup basan kişi olduğunun bilgisini ekliyor.

image

ne yalan söyleyeyim, bu da açıkçası övsen teyze’nin fotolarıyla ilgili işimizi biraz daha kolaylaştırmış. neşe’nin de bu fotoları dijital ortama aktarmasını es geçmeyeyim.

image

neşe’nin açıklamasıyla devam ediyorum:

fotoğraflar 1955’te başlıyor. 1966’ya kadar babam ve annem evde verdikleri caz ve ça-ça partileriyle meşhurlarmış :) bu partiler, yeşil konak partileri diye bilinirmiş. babam mızıkayla caz parçaları çalarmış.

image

ve tabii çokça seyahat ederlermiş.

image

neden bilmiyorum 1958’de çekilen bu kare bana çok zamansız bir anıyı hatırlatıyor. belki benim de çocukluğum bu feribotlarda geçtiği içindir.

image

aynı yıllarda notre dame de paris kilisesi. anthony quinn ve gina lollobrigida’nın unutulmaz filmi notre dame’in kamburu'nun 1956 yapımı olduğunu varsayarsak, o yıllarda en çok ilgi çeken yapılardan biri olsa gerek.

image

yine bir başka seyahat anısı.

image

neşe, annesinin de babasının da giyimine çok düşkün olduğunu eklemiş:

eve düzenli olarak terzi gelirmiş. beyrut’tan gelen kumaşlardan kıyafetler diktirirlermiş. daimi terzisi nurten boytüzün.

image

yıldırım mayruk ve suat aysan da ismi geçenler arasında. diğer kıyafetleri ise genelde babam anneme yurt dışından seçermiş.

image

arada elbette annelik de var.

image

ama hep çok bakımlı. tıpkı film yıldızları gibi bir anne…

image

bu fotoğraftaki neşe’nin ablası fügen leman. ülkemizin yetiştirdiği önemli kadın çağdaş ressamlardan biri. belçika’da laiklik üzerine açtığı sergilerilyle ses getiren bir sanatçı.

kendisiyle ilgili bir video buldum. izlemeni tavsiye ederim. tıkla.

image

bu ufaklık ise neşe’nin ta kendisi. övsen teyze’nin şıklığı kadar neşe’ninki de dikkat çekici değil mi? :)

image

ve tabii sosyal yaşam. övsen teyze’nin hayat dolu, eğlenceli kareleri de bence en başta bahsettiğim güçlü imajın vazgeçilmez bir parçası.

image

ne demiştim, zaman ve koşullar akıp geçse de o hep çok şık, çok bakımlı ve çok zarif gözükmüyor mu?

image

neşe ekliyor:

annem yıllar sonra bebek’te ilk güzellik salonu övsen sağlık merkezi’ni kurdu.

image

bu gazete haberi de o dönemdeki başarısını yansıtır cinsten. ardından nişantaşı’nda açılan bir muayenehane.

image

ve benim favori fotoğrafım. övsen teyze, türkiye kadınlar partisi’nin kurucularından. bu fotoğraf da toplantılardan birinde çekilmiş. yıl 1973.

image

mesela bu fotoğrafını ben çekiyor olmayı çok isterdim. ne kadar içten gülmüş.

image

bugüne yaklaşalım.

image

neşe annesinin tam bir akrep kadını olduğunun altını çizmiş:

devamlı kendine bir meşguliyet bulan, okuyan, ders veren, halen evinde davetler veren çok tatlı bir kadın :) şu an doğa resimleri yapıyor ve büyük kulüp de briç oynuyor. ve gönüllü öğretmenlik yapıp çağdaş yaşam’da öğrencilerle ilgileniyor.

en başta dediğime geri dönecek olursan, ne dediğimi daha iyi anlayacaksın. övsen teyze’nin kürsüde şiir okuyan o kızdan bugün bile hiç farkı yok değil mi?

Filed under 1954 1955 1958 1966 ankara feribotu notre dame de paris anthony quinn gina lollobrigida yıldırım mayruk nurten boytüzün suat aysan övsen sağlık merkezi büyük kulüp briç 1973